BAŞARILI MUHALEFET NASIL OLMALI: ÜLKE VE CHP'NİN KONUMU

Sevgili okuyucularım, demokrasi ile yönetildiği iddia edilen ülkemizin bugünkü konumunu hepimiz biliyor, yaşıyor, karmaşık duygular içinde seyrediyoruz.
 Ekonomideki açıklanmayan sıkıntılar, çok büyük cari açık, orta sınıfın verdiği yaşam kavgasıyla asgari ücretli, emekli sorunları Türkiyemiz’in önde gelen problemleri olmaktadır. Yıllardır yapılması düşünülen emekli maaş uyarlamasının 10 ile 300 TL arasında olacağı bunun da 1 yıl sonra ödemesine başlanacağı bir ülkede yaşamaktayız.
  Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda gençlik yetiştirilmesi kuralı Milli Eğitim Temel Yasası’ndan çıkarılmıştır, aile imamı; pedogog ve psikoloğu yerine görev almış olmaktadır. 5. sınıftan başlayan bir yaş grubunun ümreye gönderileceği söylentileri ile ilkokullarda programa konan Arapça dersler toplumun kimyasını değiştirmiştir.
  Cari açık miktarının 70 milyar dolarlara yükselen, her gün, her yıl yüzlerce insanımızı yok eden trafik kazaları, hastaların tek güvencesi ucuz ilaçları temin etmekte son zamanda ortaya çıkan önemli sorunlardır. Böylesine sorunları çok fazla olan ülkede vatandaşın huzuru olabilir mi?
 Miyadını doldurmuş, yolun sonuna gelmiş insanların 3 kuruş zaman için 1sene daha bekletilmesi hangi demokrasinin faslına girmektedir. Her gün konut ve işyerlerinde nedeni bilinmeyen baskınlar sonunda, yüzlerce insanımızın özgürlüklerinin kısıtlanması, özgürlük içinde düşüncelerini yayması gereken basın mensuplarının göz altında tutulması ve bu tutuklamaların yılları aşması “DEMOKRASİNİN?GEREĞİ MİDİR?”
  Bu saydığımız sorunların yanına daha bir çok olumsuzluklar ilave edilebilir. Güvenlik, trafik, sağlık gibi meseleler hep karşımızda durmaktadır.
 Örneğin; dünyanın her köşesinde bir şehir veya beldeler oluşturulurken en az 30 ile 50 yıl ilerisinin istatistiklerine göre projeler, tasarımlar düzenlenir. Oysa bizde trafiğin tıkandığı her noktada hesapsız, projesiz anında yeni bir alt geçit veya üst geçitlerle işler halledilebilir. Ayrıca mevzi imar planlarıyla acele olarak kanun gücündeki kararnameler ile yeşil alanlar, ormanlar, sahiller çarpık yapılaşmaya dönüştürülebilinir. İnsanların nefesleri tıkanır, hiçbir kimse veya kurumda bu uluslararası önem taşıyan sorunlara kulak asmaz ve böyle bir ortama da demokratik yönetim denir.
 İşte çok değerli okuyucularım daha detaylı sorunların beklenebileceği böyle bir ortamda iktidarlara karşı güçlü alternatif oluşturacak muhalefetler olmalıdır, böylece ülkenin yönetiminde denge sağlanmalıdır.
  Bu anlamda ülkemizde mevcut ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerini de eleştirmekte hakkımız bulunmaktadır.
 ANA?MUHALEFET?YİNE?KARIŞTI?MI?..
  Parlamenter sistemlerde demokrasilerin gereği yer alan muhalefet partilerinin ve onu temsil edenlerinde en az iktidarlar kadar vatana, millete hizmet isteklerinde samimi olduklarını kabul etmek durumundayız.
 Ancak yukarıda bazılarını sizlerle paylaştığımız ülke genelindeki meselelerde; iktidar kadar muhalefetin de kişisel meselelerden, verimsiz, kısır tartışmalardan kaçmaları sadece toplumun menfaati düşünülerek gerektiği zaman beraber proje üretmelerinde de yarar vardır.
 Bu çalışmayı sağlayabilmekte muhalefetlerin içerisinde iç dayanışmanın, kavgasız, gürültüsüz çalışmaları sayesinde olabilir.
 03 Mart 2012’de yapılmasına karar verilen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Kurul Toplantısı’nda şayet herkesin arzuladığı olan parti içi demokrasi, önseçim, çarşaf listeler ile seçme ve seçilme haklarının düzenlenmesi dışında yapılması istenen tüzük değişikliğinin; kişisel çıkarlar, yandaşlıklar, hemşerilikler gibi partiyi zayıflatacak meseleler olmamalıdır. Eğer yıllardır seyrettiğimiz iç çekişme tüzük toplantısında da yapılacaksa “VAY?YUKARIDAKİ?ÜLKE?SORUNLARI” ve doksan yıla yakın ayakta kalabilen partinin haline... Bu durumda herşey eskisi gibi devam eder, meydanlar yine boş kalır.
  Biz buradan bu işin içinde kötü niyetle hareket eden bazı milletvekili ve delegelerimize sormak isteriz. Sizleri vatandaşın sorunlarının halledilmesi için oralara seçmiş bulunmaktayız. Bunun dışında her hareketiniz tasvip edilmeyecek, kınanacaktır, bu böyle biline.
 Haziran 2011 seçimlerindeki yüzde 26 oy oranını yükseltmek, iktidara alternatif olmak, ülkemizde demokrasinin, özgürlüğün, Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerini yerleştirmek için görev aldığınızı, bu oranı yükseltmek zorunda olduğunuzu aksi halde bazılarının ekmeğine yağ sürecek davranışlar içinde olacağınızı bilmelisiniz.
 Lütfen sağduyu çerçevesinde mensubu olduğunuz Büyük Millet ve onun 90 yıllık ayakta kalabilen partiye zarar vermeyiniz. Aksi halde partiyle beraber sizlerinde hatta siyasetinde dönemi kapanabilir.
  Birlik, beraberlik içinde olarak mevcut tüzük içindeki yanlışlıkları, eksiklikleri düzeltmemizde yarar olacağını, tüzüğü daha demokratik, halkına daha yakın hale getirmek, isabetli bir göreviniz olacaktır.?Aksi halde partiyi bugünkü durumundan daha kötü yerlere sürüklenebilecek girişim ve değişimde görevinizi yanlış yapmış olacaksınız.
  Ben bu konuda Cumhuriyet’in,?Atatürk devrim ve ilkelerine saygı duyan, milletin çıkarını kendi çıkarından üstün tutan milletvekili ve delegasyonumuzun ekseriyette bulunduğuna son derece emin olarak güveniyorum.
 Bu arada düzeni sürdürecek veya yeniden tüm sorumlulukları yüklenecek parti sorumlularına şu hususların üzerinde de durmalarını eski bir partili olarak önemle rica ediyorum.
 -CHP’nin bu ülkede var olması özellikle iktidarı elde etmesinin şart olduğunu, demokrasiyi ancak kendilerinin oturttabileceğine halkı inandırmak lazımdır.
 -Vitrin süslemek için büyük kentlerde listelerin başına oturtulanlar partiyi büyütmez, aksine o bölgede yıllarca partisinin her kademesinde görev almış, emek vermiş kişiler partiyi kurtarır. İç çekişmeler ile parti puan kazanamaz.
 -CHP kendisine “NE?YAPMALIYIZ?” sorusunu sormalıdır. Yapacağı program bu doğrultudaki düşünceleri ile halka inmeli, programı ikna ederek inandırmalıdır.
 Ayrıca ilkbaharda yapılacağını tahmin ettiğim taban örgütlenmesi; yapılacak tüzük değişikliğinden sonra yapılmasının daha uygun olacağını, bütün bu taban-tavan oluşturma çalışmalarında yukarıda bahsettiğimiz gibi kişisel çıkarlar doğrultusunda değil, ülke menfaatleri doğrultusunda oluşturulmalıdır. Yani taban ile tavanın mahalleden, ilçe, il ve genel merkez teşkilatı ile çok düzenli bir koordinasyon içinde bulunmalıdır.
  Sonuç olarak: bu büyük partide herkese, her görüşe yer olmalıdır. Özellikle de gençlere ve kadınlarımıza büyük bir çalışma şevki aşılanmalı, onlara değer verilmelidir. Eskiler unutulmamalı, verdikleri hizmet sepete atılmamalıdır. Bu sayede yukarıda paylaştığımız sorunlara göğüs gerebilecek yeni bir dinanizm, coşku içinde her mahallede sesini duyurabilen, bu sesleri de yukarıya rahat taşıyabilecek bir konum içinde bir koordinasyon tesis edilebilmelidir. Çünkü Türkiyemiz’in bu dinanizme, bu uluslararası saygın konuma, sağlam ekonomiye, kendi yağında kavrulmaya böylece dünya ile entegre olabilecek bir yapıya şiddetle ihtiyacı vardır.
 Bu dinanizm de ancak cumhuriyetten, laiklikten ve insana değer vermekte kültür dolu bir ulus haline getirebilecek CHP’dir, ona layık olmak için de herkesin özveri içinde olması şarttır.
BAKIRKÖY’DE?DEĞERLİ?BİR?MİSAFİR
 Geçtiğimiz aralık ayında Bakırköy Kent Konseyi Gençlik Meclisi’nin; Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde “Nasıl Bir Demokrasi” adı altında düzenlediği seminere bir öğretim üyesi, avukat, Ankara Baro Başkanı Sayın Prof. Dr. Metin Feyzioğlu konuşmacı olmuştur.
 Bu değerli genç bilim adamının bütün söylemleri kendisinin katısıksız, idealist bir cumhuriyet, Atatürk ve demokrasi hayranı olduğunu ortaya koymuştur. Yani benim şahsi görüşüme göre dinleyicilerine dop dolu demokrasi dersi vermiş, bana geçmişteki bazı ateşli liderleri anımsatmıştır.
 Şu kadarını söyleyeyim ki, 50 yıldır izlediğim benzeri panel ve şöyleşilerde, ya da kültür sohbetlerinde görmediğim oranda kaliteli bir konuşmacıydı. İnsanları hiç sıkmadan konuşmacı masasına hiç oturmadan, misafirler içinde dolaşması ve kişilerle tek tek iletişim kurması, kendilerine sorulan sorulara hiçbir yan yola girmeden cevaplandırması, herşeyi açık ve seçik olarak ifade etmesi, bendenizi demokrasi adına gerçekten çok ama çok fazla etkilemiştir.
 Sözleri arasında “İşsizlik, taşeronlaşma, Atatürk üzerinden cumhuriyeti sorguluyoruz” lafları bu konuda görüşünü çok açık ifade ettiğini, ayrıca “Siyaset mekanizması tarafından ırzına geçilmiş bir hukuk sistemi” konularında açıklama getirmesi beni çok fazlasıyla memnun etmiştir.
  Bu vesileyle ülkemizde yetişen böyle değerlerin ileride mutlaka cumhuriyet, özgürlük, laiklik adına çok şeyler yapacağına inanıyor, kendisini bir Türk vatandaşı olarak alkışlıyor, Bakırköy’e yeniden bekliyoruz.
  Bence istikbalde mutlaka demokrasiyi savunan, laik olmaktan gurur duyan bir siyasi parti lideri olması mutlak ve ihtiyaç olan bu misafirimizi ilgili parti yöneticilerine hatırlatmak istiyorum.
  Konuşmasını yaptığı salonda genç üniversite ve özürlü öğrencilere yaptığı çok anlamlı konuşma ve tavırlar içerisinde öyle bir hareketi var ki, bu zatın kalbindeki demokrasi aşkını ve özgürlüğü açığa vuran bir olaydır. Sizlerle paylaşmak istiyorum.
  Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi Konferans Salonu’nun ön sıralarının 2 tanesini çeviren ve üzerinde “PROTOKOL” yazılı bandı, konuşması ve dolaşması esnasında çok anlamlı ve kibarca ortadan kaldırması beni son derece hem mutlu etmiş hem de şaşırtmıştır.
 Sadece bu hareketi orada yaptığı 2 saatlik konuşmanın özünü oluşturuyor diye düşündüm. Yani demokrasiyi öylesine özümsemiş ki, özgürlüğü ve insan eşitliğini öyle bir içine sindirmiş ki, bu davranışı çok büyük alkışla karşılanmıştır, kendisini yeniden kutluyorum.
 Umarım fikirlerini, demokratik düşüncelerini, cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine yakınlığını, CHP ilkeleri ile bağdaştırıyor, bu genç bilim adamının partiye kazandırılmasının isabetli olacağını biliyorum. Onun bu karmaşa içinde yaşayan ve “KURULTAY?PARTİSİ” damgasından kurtaracak ve Atatürk’ün, cumhuriyetin partisine büyük hizmetler verebilecek bir şahıs olduğunu ilgililere tekrar duyurmak istiyor, bu vesileyle hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum.