2016’DA ÜÇ MİLYAR INTERNET KULLANICISI OLACAK
Google tarafından, Boston Consulting Group'a (BCG) yaptırılan araştırmaya göre, bu artışın büyük bölümü mobil aygıtlar ve cep telefonlarının daha yaygın kullanımından gelecek. Tahminler, bu sektörün 2,3 trilyon dolarlık hacminin 4,2 trilyona çıkacağı yönünde. Yapılan araştırma, gelecek dört yıl içinde, dünya nüfusunun yarısının, yaklaşık üç milyar kişinin internet kullanacağını öngörüyor. Eldeki veriler, her yıl yaklaşık 200 milyon kişinin ilk kez internet kullanmaya başladığını gösteriyor. Ancak internet sektörü uzmanları, geleneksel kablolu ağlar ve masaüstü bilgisayarlarla internete bağlanmanın geçmişte kalacağını vurguluyor. Akıllı telefonların fiyatlarındaki düşüş dikkate alındığında, 2016 yılında tüm internet kullanıcılarının yüzde 80'inin internete cep telefonlarını kullanarak bağlanacağı belirtiliyor. Bu rakamlar etkileyici görünse de, küresel ekonomiyle kıyaslandığında hâlâ küçük bir oran. 2010 yılında, G20 ülkelerinde internet ekonomisinin 2,3 trilyon dolar değerindeydi. Bu rakam İtalya ve Brezilya gibi ülkelerin ekonomilerinden büyük olsa da G20 ülkelerinin toplam ekonomisinin sadece yüzde 4,1'ine denk geliyor. Araştırmayı yapan BCG, raporunda, 'yeni internet' diye tanımladığı bir sürece girildiğini belirtiyor. Raporda şu başlıklar öne çıkıyor: * Internet kullanımı artık bir lüks olmaktan çıkacak. * Internet kullanıcılarının yüzde 80'i gelişmekte olan ekonomilerde yaşıyor olacak. Tahminler, gelecek dört yıl içinde Çin'de 800 milyon kişinin internet kullanıyor olacağı yönünde. Bu rakam, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Fransa, Almanya ve İngiltere'deki toplam internet kullanıcısı sayısından daha büyük. * Kullanıcıların yüzde 80'i internete cep telefonlarından bağlanacak. * Internet daha 'sosyal bir ortam' haline dönüşecek. Özellikle ticarette müşteriler ve şirketler arasındaki sanal iletişim, etkileşim ve sosyal paylaşım artacak.
Internet kullanımındaki bu artış eğilimine, bir başka temel değişim daha eşlik edecek. Uzmanlar, 2015 yılında, otomobillerden, evlerdeki ısıtıcılara kadar yaklaşık bir trilyon cihazın internete bağlı hale geleceğini tahmin ediyor. Araştırma kuruluşu BCG, şirketlerin ve işyerlerinin dijital değişime uyum sağlaması gerektiğini vurguluyor.
FACEBOOK’TA ZAMAN TÜNELİ’NE GEÇMEK ARTIK ZORUNLU
Bir Facebook sözcüsü 25 Ocak günü yaptığı açıklamada Zaman Tüneli'ne (Timeline) geçişin artık kullanıcılar açısından zorunlu hale geldiğini duyurdu. Açıklamada kullanıcıları bilgilendirmeden herhangi bir değişikliğin yapılmayacağı vurgulandı. Kullanıcıların kendi profiline girip uygulamayı başlattıktan sonra yedi günlük bir süre içinde profillerinde gerekli değişiklikleri yapmalarının da mümkün olduğu ifade edildi. Profil sayfasının yerini alan Zaman Tüneli'nde kullanıcıların tüm paylaşımları geriye doğru kronolojik bir biçimde sergileniyor. Böylece paylaşılan tüm bilgiler bir hayat hikayesi şeklinde tek bir sayfada toplanıyor. Bazı kullanıcılar bir zamanlar Facebook üzerinden paylaştıkları ve artık unutmak istedikleri fotoğrafların yeni uygulama ile tekrar karşılarına çıkmasından rahatsız. Hamburg eyaleti veri koruma görevlisi Johannes Caspar yedi günlük sürenin çok kısa olduğunu savunarak kullanıcılara en az dört haftalık bir süre tanınması gerektiğini vurguluyor. Caspar, “Eğer Zaman Tüneli'ne geçip geçmeme konusunda bir seçim yapma imkânı kalmayacak olursa, verilerin internette ifşa edilmesi konusunda sosyal baskı daha da yükselecektir” uyarısında da bulunuyor. Schleswig-Holstein eyaleti veri koruma görevlisi Thilo Weichert ise “Facebook’un tutumu aşırı derecede küstah” diye konuştu. Weichert, düzenlemenin bugüne kadar verilen güvencelere aykırı olduğunu da sözlerine ekledi.
ÇİP ÜRETİMİNDE YENİ DÖNEM
Silikona ciddi bir alternatif olarak gösterilen molibdenit maddesinden üretilen ilk mikroçipler test aşamasına geldi. Uzmanlar bir tür metal olan molibdenitin mikroçiplerin çok daha az enerjiyle çalışmasını ve daha ince olmasını sağlayacağını söylüyor. MoS2 olarak adlandırılan molibdenit, koyu renkli doğal bir mineral ve alaşımları güçlendirmekte sıkça kullanılıyor. İsviçre merkezli ekip ise molibdenitten ilk kez mikroçip üretmeyi başardı. Uzmanlar bu maddenin halihazırda elektronik cihazlar için başlıca bileşen olan silikona göre daha ince tabakalar üretmekte kullanılabileceğini söylüyor. Bu da molibdenit ile daha küçük, daha esnek çipler geliştirilmesinin önünü açıyor. Dahası iletken olan ancak fazla genleşmeyen bu madde, çiplerin çok daha az enerji tüketmesini sağlayacak. Lozan'daki Nano-ölçekli Elektronik Sistem ve Yapılar Laboratuvarı'nın (LANES) yöneticisi Prof. Andras Kis, araştırma sonuçlarını Amerikan Kimya Derneği'ne bağlı ACS Nano Journal'de yayınladı. BBC'nin sorularını yanıtlayan Kis, silikona alternatif arayışında bu maddeyi özellikle çok kolay ve bol bulunduğu için seçtiklerini kaydetti ve dünyada bu maddeden yaklaşık 19 milyon metreküp olduğunu iletti. Molibden metalinin bir türü olan molibdenit, halihazırda motor yağlarında ve plastik maddelerin güçlendirilmesinde kullanılıyor. Profesör Kis'in ekibi elde ettikleri çok ince bir mikroçipe altı transistörü seri bağlayarak bazı basit mantık işlemleri yapmakta kullandı. Bu çok basit bir devre olsa da, Profesör Kis daha karmaşık tasarımlarla, silikonla üretilenlerden çok daha ince mikroçipler geliştirilebileceğini söylüyor. Kis, "Silikonun sorunu hayli reaktif olduğu için çok fazla inceltilememesi" diyor. Silikonda yüzeyin kolayca oksitlendiğini, bunun da tabaka çok inceltildiğinde, elektrik akımını aktarım niteliğini bozmaya başladığını kaydediyor. Bu nedenle silikon en fazla iki nanometre kalınlığına indirilebiliyor. Uzmanlara göre MoS2 ile kalınlık 3 atoma dek düşebilir, bu da çiplerin üç kat küçülmesi anlamına geliyor. Çiplerin küçülmesi cihazların da küçülüp daha az enerji kullanmasının önünü açıyor. Dahası molibdenit hem sağlam hem esnek olduğundan, kıvrılarak kullanılacak cihazlar ya da cilde yerleştirilecek elektronik devreler için de cazip bir seçenek yaratıyor. Kis, "molibdenitten bir levhayı esnetirseniz, uzunluğu yüzde 10'a kadar artar. Bu büyük bir fark. Aynı şeyi silikon ile yapmaya kalkarsanız cam gibi kırılır" diyor. Elektronik sektöründe tam bir hakimiyeti olan silikona alternatif geliştirme girişimleri bir süredir gündemde. Molibdenitin bu alanda en ciddi rakibi, yarıiletken bir tür karbon olan grafen. En hızlı ve en ince iletken olarak tanımlanan grafen üzerinde yapılan çalışmalar geçen yıl iki uzmana Nobel ödülü getirdi. Ancak İsviçreli uzmanlara göre molibenitin grafene göre daha avantajlı. Grafenin işlenmesi için 70 Kelvin'e (-203.15 derece) dek soğutulması gerekiyor. Bu, nitrojeni sıvıya döndürebilecek kadar soğuk. Bununla birlikte uzmanlar molibdenitin yaygın şekilde ticari kullanıma girebilmesinin 10 ile 20 yıl alabileceğini düşünüyor.
TELEKOM ŞİRKETLERİ BULUTA 13.5 MİLYAR DOLAR HARCADI
Dünya çapında telekom şirketlerinin bulut hizmetlerine yatırımlarına bakıldığında ABD şirketlerinin başı çektiği görülüyor. Avrupalı telekom şirketleri tüm miktarın yalnızca yüzde 7’sini oluşturdu. Dünya çapındaki tüm telekom şirketlerinin bulut hizmetlerine yatırımları 2011 yılında 13.5 milyar dolar oldu. Avrupalı telekom şirketlerinin payı sadece yüzde 7’de kaldı. Kuzey Amerika ve Asya telekom şirketleri 12 milyar dolar ile tüm yatırımların yüzde 90’ını oluşturdu. Deutsche Telekom, Orange, Portugal Telecom ve Telefonica’nın yer aldığı Avrupalı şirketlerin bulut bilişim hizmetleri sunmak için yatırımları 945 milyon dolarda kaldı. Araştırmanın sahibi Informa Telekom ve Medya’nın yaptığı araştırmaya göre, Avrupalı operatörlerin bulut bilişime ilgileri oldukça düşük ancak her geçen zamanda artıyor. Örneğin dünya çapında 2010 yılında 80 operatör aktif olarak bulut hizmeti sunarken bu rakam 2011’de 127 operatöre yükseldi. Operatörlerin sundukları bulut bilişim hizmetlerine bakıldığında ilk beş sırada; hizmet olarak altyapı, depolama, tümleşik iletişim, iş geliştirme uygulamaları ve güvenlik yer aldı. Ülkemizde de rakamları tam olarak bilmesek de geçtiğimiz ay Türk Telekom yeni nesil bulut bilişim hizmetleri vermeye başladığını açıklamıştı.
WINDOWS ŞİFRESİ GÖRÜNTÜLÜ OLUYOR
Windows 8'in tasarımında çalışan mühendislerden biri tarafından internet blog’unda yapılan açıklamada, tablet bilgisayar ve akıllı cep telefonlarının açılışında girilmesi gereken şifrelerin harf ya da rakamlardan değil resimlerden oluşacağı belirtildi. Kullanıcıların ürünleri çalıştırabilmeleri için, tercih ettikleri bir görsel üzerinde belirli hareketleri artarda yapmaları gerekecek. Window 8'de yer alacak yeni özelliği tanıtan mühendis Zach Pace, birçok kullanıcının tercih ettikleri basit şifrelerin yerine, alt edilmesi daha güç bir güvenlik uygulaması sunmayı hedeflediklerini söyledi. Pace ayrıca dokunmatik ekranlarda harf ve rakamlardan oluşan şifre girişinin kullanıcılar tarafından zahmetli bulunduğunu, yeni uygulamayla şifre girme sürecinin kolaylaşacağını belirtti. Surrey Üniversitesi'nden Profesör Alan Woodward, yeni şifre sistemine dair ilk hesaplamaların, güvenlik açısından eski şifre düzenine göre bir eksiklik olmadığını ortaya koyduğunu söylüyor. Sophos güvenlik şirketinden Graham Cluley ise, uygulamanın daha "ilginç ve kolay" olmasına rağmen yeni güvenlik zaafları doğurabileceğini düşünüyor. Cluley, bankamatiklerde yaşanan, kullanıcıların şifrelerinin el hareketlerinin izlenerek tespit edilmesi durumuyla, görüntülü şifre kullanımı sırasında da sıklıkla karşılaşılabileceğini söylüyor.
INTEL’DEN STRATEJİK BİR ATAK
İşlemci devi Intel, Real Networks'ün elinde bulunan 190 patent ve 170 patent uygulamasını satın aldı. Intel, bu alımla birlikte mobil platformlarda gücünü daha da artırmayı planlarken, özellikle yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan ultrabook'lar için de önem arz ediyor. Bu patentler ile akıllı telefon, ultrabook ve dijital medyada yeni atılımlar yapabilmeyi hedefleyen Intel'in alımından sonra Real Networks, sattığı patentlerin bir kısmını kullanmaya devam edecek. Gelecek jenerasyon video codec’lerini kapsayan patentler ile Intel'in neler yapacağını ise zaman gösterecek. |