Bu konuşmaları web sayfalarımızda sesli olarak dinleyebilirsiniz. Bu arada biz de sayın Malgaz’a Bakırköy Belediyesi’nin deprem ile ilgili çalışmalarını ve neler yapacaklarını sorduk.
Sayın Malgaz, Bakırköy Belediye Meclisi’nin aralık ayı oturumlarında da görüşüldü. Van Depremi’nden sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘’Sonuç ne olursa olsun tüm kaçak binaları yıkacağız.’’ dedi. Sizin de Bakırköy Belediyesi olarak bu yönde çalışmalarınız var. Bakırköy’deki deprem ile ilgili çalışmalar nelerdir?
Vatandaş bu konuyla ilgili sürekli bizi arıyor. Haklı olarak tabi ki Bakırköy Belediyesi’ni arayacak. Biz meclis üyesiyiz, bizi arayacak. Biz konuyla ilgili yıllardan beri içinde olduğumuz için bilgi sahibiyiz. Çalışmalara da elimizden geldiği kadar fikir katkısı yapıyoruz. Neticede bürokratlarımız da bu planları hazırlarken, teklif ederken biz de kendi bilgilerimizi buranın demografik yapısını göz önüne alarak katkıda bulunuyoruz. Bakırköy, Yeşilköy ve Florya nispeten biraz daha varlıklı ailelerin oturduğu yerler. Bakırköy merkez de, Kartaltepe, Yenimahalle, Osmaniye orta halli ailelerin oturduğu yerdir. Hatta ortanın altında aileler var. Bugün 50 TL aidat parasını ödemekte sıkıntı çeken aileler var. Çünkü buralar Gazeteciler Sitesi ve bunun benzeri gibi kooperatifler aslında. Ve bunlar çok ucuz paralarla, insanların maaşlarından artan kısımlarıyla bu dairelerin sahipleri oldu. Bugün bu insanların ceplerinden 100-150 bin TL koyup da dairelerini yenileme şansları yok. Onun için Bakırköy’de yapılacak şey, Büyükşehir Belediyesi’nin Fikirtepe’de yaptığı uygulama. Binaların çoğu sıkıntılı 1960’lı, 1970’li yıllardan itibaren Bakırköy’e çok yoğun bir nüfus göçü olmuş ve boş arsaların çoğuna binalar zamanın imar kanunlarına göre yapılmış. O zaman en fazla 6 şiddetinde deprem olur diye düşünülüyor, düşey yükler hesaplanmış, yatay yükler hesaplanmamış. Ve buradaki binaların hepsi yatay yüklere karşı zayıf. 1999 depreminden yatay yüklere karşı şartname geliştirildi. O da Jeofizik Mühendisleri Odası’nın yakında büyük bir deprem olur uyarısıyla böyle bir yönetmelik değişikliğine gidildi. Bunun aslında 1960-1970’li yıllarda yapılması lazımdı ki, bu kadar bina demeyim mezarlık diyeyim binanın olmaması için. Yani devletin kendi yapısal hatalarından kaynaklanan bir şey. Radya temel 97 şartnamesinden sonra geldi. O da geç. Onun için sınıflandırmak lazım. 90’a kadar yapılmış binalar, 90’dan sonra hazır betonla yapılmış binalar. 97 yılına kadar, 99’dan sonra artık yeni deprem şartnamesine göre yapılmış binalarda zaten sıkıntı yok. Bu nedenle binaları sınıflayarak, risklerini belirlemek lazım. Bakırköy Belediyesi’nin bundan önceki dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliğine giderek hem gösel, gerektiği yerde karot ve numune alarak yaptığı bir deprem sınıflaması var. Bütün binalar ile ilgili. Bugün tapuya başvurursanız binanızın orta risk grubunda mı yüksek risk grubunda mı olduğu ortaya çıkar. Zaten risksiz bina yok. 90 öncesi yapılıp da risk sınıfında olmayan bina yok.
Dünya Bankası Kredisi’nden bahsedildi. Boş çıktı, hiçbir şey çıkmadı arkasından. Çünkü kullandırılacak kurum merkezi hükümet mi, yerel yönetim mi karar verilemedi. Nasıl oluşturulacak. Bize güvenip de Dünya Bankası bu parayı vermedi. Türkçesi bu. Dediler ki, “bu parayı ya yerel ya merkezi yöneticiler dilediği gibi dağıtır biz güvenemiyoruz”, vermediler. Belki yeterli proje gitmedi. Ama onlara hep güçlendirme projesi şeklinde gittiği için. Yani Dünya Bankası’ndan kredi alalım. Mevcudu güçlendirelim. Böyle bir şey yok. Mevcudu yıkıp yeniden yapmak lazım, kökten çözmek lazım.
Belki size daha ucuza mal olur.
Sıfırdan bina yapmakla, güçlendirerek yapmak arasında dağlar kadar fark var. Güçlendirme çok pahalı. Onun için sıfırdan bina yapmakta fayda var. Çözüm Büyükşehir Belediyesi’nin iki dudağı arasında. Yerel belediyeler sadece şube belediyesi. Yani plan yapma yetkisi yok, sadece 5000’lik plana uygun 1000’lik plan yapar. O da Büyükşehir uygun görürse onaylar. Bu nedenle burada insan hayatı söz konusu. Vatandaşlarımızın hayatı söz konusu. Hangi partiden olursa olsun bir siyasetçi seçildikten sonra Belediye Başkanı veya Belediye Meclis Üyesi ise artık o ilçenin ya da o ilin belediye meclis üyesi veya o ilin ya da ilçenin belediye başkanıdır, partinin değil. O nedenle Büyükşehir Belediyesi’nin kendi partisinden olmayan belediyelere karşı partizanlık yaptığı kanaatindeyim. Bu partizanlık şu şekilde; geçen gün Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci, bir belge gösterdi. 2006 yılında hazırlanmış belgeyi televizyonda gösterdi. Bakın, biz dedi TOKİ ile ve Büyükşehir Belediyesi ile protokol hazırladık. Depremde binaların yenilenmesi ile ilgili. Benim imzam var. O zamanki TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın imzası var. Ama maalesef Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın imzası eksik. 2006 yılından beri bekliyorum dedi. Orası AK Parti’li belediye olsaydı beklemeyecekti. Bugün CHP’li belediye olduğu için bekliyor. Aynı şey Bakırköy için de geçerli. En fazla risk altında olan ilçeler, Zeytinburnu, Bakırköy, Kadıköy, Kartal gibi fay hattına çok yakın olan kıyı bölümler. Ve burası da nüfus olarak İstanbul’un en yoğun olduğu bölge. Demek ki, Büyükşehir Belediyesi kendilerine oy atmadı diye herhalde bu insanları gözden çıkarmış. Bana göre öyle. Çok acı bir şey ama öyle düşünmek zorunda kalıyoruz.
Selim Bey mali açıdan baktığımız zaman biraz önce sizinde söylediğiniz gibi herkesin binayı yıkıp yeniden yapmak ile ilgili mali sıkıntıları var. Şimdi düşünce şu mudur. Kat verelim, müteahhite verilsin, dolayısıyla o insanların ceplerinden büyük paralar çıkmadan sağlam, depreme dayanıklı binalar yapılsın. Bu mudur?
Bana göre kökten çözüm bu. Bunu ister devlet eliyle belirli müteahhitlere verilir, belirlenir, büyük firmalar belirlenir, siz kendi içinizde seçin derler, ya da belli başlı devletin denetiminde normal çalışan müteahhitler de bunu yapabilir. Çünkü artık eskisi gibi değil. Müteahhitlere denetim firmaları var. Hem belediye denetliyor hem denetim firması. Zaten müteahhitle beraber sorumlu. Bu nedenle eskisi gibi sıkıntılı binaların yapılacağını düşünmüyorum.
Bu geçerli bir düşünce tarzı ama. Bu durumda yenilemeler münferit binalar olarak değil de ada bazında, mahalle bazında olmalı değil mi?
Tabi tabii oraya da geleceğim. Bakırköy’ün yükseklikle ilgili sıkıntısı yok. 75-80 metre civarında. Bizim mania hattı olan yerlerimiz var. 75-80 metreye ulaşıncaya kadar biz 10 kat versek 30 metre, 20 kat versek 60 metre. Ben kat verilsin taraftarı değilim. Bizden önceki dönemde 2009’a kadar bir iki sefer iki kat ilave şeklinde teklif gitmiş, çünkü depremden sonra kat arttırılacağına kat azaltılmış. Yani mevcut hale getiriyorsunuz, üstüne bir kat ilave ediyorsunuz. Bana göre kökten çözüm gerekli. Şu an yollarımız; Atıyorum 9 metre yolumuz var, 12 metrelik yolumuz var, 7 metrelik bazı dar yollarımız var. Bir kere yollarımızı daha genişletmeliyiz. Ne yapalım. En dar yolu 12-15 metre arasında değiştirmek lazım. Binaların çoğunun altına otopark yapmalıyız. Otopark yapılması binayı korur. Statik açıdan otoparkın tamamı perde ile inşa edildiği için binayı koruyan binanın yan yatmasını bükülmesini, kırılmasını engelleyen bir yapı. Binalarımızın 1. bodrum katları genelde iskan ediliyor. Buna da karşıyım. Yani insanlarımızı niye mezara sokalım. Bir kat ilave edersiniz, zemine çıkartırsınız. Yani insanları bodrum katta yaşamaya niye mahkum edelim. Sadece 2 tane evrakın imzalanması ile o insanlar 1 kat üste çıkabiliyorlar. Halka vereceğiniz bir şeyi rant gözüyle görmenin manası yok. O vatandaşın hayatını iyileştirmek, yaşam seviyesini yükseltmek devletin görevi. Otopark mecburi hale getirelecek. Biz otopark paralarını ödüyoruz. O otopark paraları da Büyükşehir Belediyesi’ne otopark yapmak amacıyla gidiyor. Ama maalesef otopark yapılmıyor.
Kademeli imar dediğimiz., küçük parsellerden vazgeçilmesi. Kadıköy’deki örnekteki gibi, Büyükşehir’in yaptığı gibi. Belirli kademelerde belirli metrekare büyüklüğündeki arsalara belirli imar verilecek. Ada bazında olduğunda en azından yüzde 50 kadar imar fazlalığı verirse halkın çoğunluğu bunu kabul eder. Ve ada bazında yapılaşma olur. 15-20 katlı bina olur altına 2 katlı otopark yapılır, yeşil alan bol bırakılır ve caddeler genişler.
Şimdiki bizim imar yönetmeliğimiz hem bizde hem Zeytinburnu’nda çok sıkıntılı. Çok eski 1960’lı yıllardan kalma gereksiz bir usul. Niye gereksiz olduğunu da söyleyeyim. Binanızı arsanın %25’ine oturuyorsunuz. Aynı binanın birinci katından sonra oturma alanını % 40’a çıkıyor.
Bu tür yapılaşma deprem ülkesinde çok sakıncalı değil mi?
Evet mantar bina. Ben buna mantar bina diyorum. Yani altı küçük, üstü büyük. Madem yüzde 40’a izin veriyoruz. Yüzde 40’a otursun bina. Geçen mecliste de arkadaşlar; Yüzde 40 teklif ediyorsunuz. Bu kadar imar yoğunluğunu ne yapacaksınız diye söylemişlerdi. Ben orada izah ettim. Yüzde 40’ sadece giriş katı çıkarılıyor. Yukarı katlar zaten yüzde 40. Bakırköy için şu an mevcut imar 2,45 seviyelerinde olması lazım. Emsale vurusak, Yeşilköy’de de 2.20 gibi idi tahmin ediyorum. Bir emsal hesabı çıkardık. Yani biz 1000 metrekare arsada ne kadar yapılanmışız diye hesap yapıyorum. Kartaltepe, Yenimahalle yüzde 25’e tabi ayrık nizamlarda 2,45 civarındaydı. Bitişik nizamlarda sıkıntı var. Mesela Bakırköy’ün bitişik nizamlarında emsal 5’e 6’ya çıkabiliyor. Çok fazla emsal kullanılmış. Orası için ayrı bir şey düşünmek lazım. Bana göre orada da ada bazında birleştirip yukarıya vermek yine çözüm olacaktır. Hatta ve hatta benim teklifim Bakırköy’ün tren yolunun altını tamamen turizm imarına açmak. Aynen Taksim Talimhane gibi turizm alanlarına açmak o bölgeyi kurtarır diye düşünüyorum.
Söylemlerinizden özetle şunu anlıyoruz. Dikine yapılaşma, ada bazında yapılaşma.
Evet dikine yapılaşma, ada bazında yapılaşma, geniş caddeler, 1 veya 2 kat otopark zorunluluğu, birinci bodrum katlara yerleşimi kaldırmak, çatı aralarını da kaldırmak, çatı aralarındaki yapılaşmayı da direk emsale dahil etmek. |