DEVLETİN BATIRILAN PARASI BÖYLE Mİ KURTARILIR?

Ekonomi iyiye gitmiyor. Tüccar ve küçük esnafın kan kaybı artarak devam ediyor. çevrenize şöyle bir bakın hemen herkez kredi kartlarına sarılmış. Borç batağına doğru sürükleniyor.
Bizi yönetenlerin söylemleriyle göstergeler birbiri ile çelişiyor...
Son günlerin bir numaralı gündemi Sabah ve ATV’nin satışı.
Amaç devletin batan paralarını kurtarmak değil mi?
İki devlet bankası olan  Halk ve Vakıflar Bankasından devletin batık parasını kurtaracağım diye Çalık grubuna 750 bin dolar kredi açmak neyin nesi. !0 yıl vadeyle... ve faiz oranının ne olduğuda belli değil.
Devletin parası ile devletin batık parası nrasıl kurtuldu. Bir bilen çıkıp anlatırsa bizlerde anlayacağız.
Bunu adı Çalık grubunu kayırmak değilse nedir.
Katar şeyhinin ortak edilerek para alınması olayına ise hiç girmek istemiyorum.
Hangi ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı herhangi bir işadamı için aracı olur. Gazete ve TV almak için...
Acaba devleti zarara soktu diye mallarına el konan Sabah ve ATV’nin sahibine “sen devleti şu kadar milyon dolar zarara soktun. Bunu kabul et sana iki devlet bankasından kredi verelim. Bu borcunu öde” deselerdi mallarına el konanlar kabul etmezler mi idi acaba?
Bence asıl sorgulanması gereken budur.

11 Nisan günü Bakırköy Belediyesi Meclisinde konuşulanları dinlemeliydiniz. Gazetemizde ve Web sayfamızda tüm bu konuşmaları okuyabilir ve dinleyebilirsiniz.
Meclis üyesi İmar Komisyonu başkanı Yurdanur Kırıcı feryat ediyor “bu ne biçim bir güçtür ki meclisimizin kararını beklemeden okulları yıkıyorlar, inşaata başlıyorlar, bizi yok sayıyorlar...”
Ve tartışmalar sürüp gidiyor...
Gerçekten bu nasıl bir güçtür. Yasalar kimin içindir. Hukuk devletinde  yasalar herkez içindir. Ama Türkiye’de arkasına siyasi güçü alanlar için değil. Onlar dokunulmazdır. Onlar korunandır. Onlar her istediklerini, eskilerin tabiri ile “istim arkadan nasıl olsa gelir” düşüncesiyle hareket edenlerdir. Onların arkalarında güçlü siyasiler vardır...
Zannedersiniz ki onlar bu ülkenin insanları değildir.
Bu ülkenin insanları olsalar yasalar onlar içinde uygulanır...
Onlar sadece kendilerine geçit veren siyasi güçten çekinirler. Onları kimse korkutamaz, yıldıramaz, yollarından alı koyamaz...
Cumhuriyet Savcılarımız yazılanları ihbar kabul edip dava acsalar ve hukuk kısa sürede kararını verse inanın bu olayların hiçbirisi yaşanmaz ve yasaları hiçe sayan bu kişiler kısa sürede temizlenir. Ortadan kaybolup giderler...
Başbakan “yolsuzlukların üzerine gittik diyor. Yasa dışı iş yapanları temizledik ve temizlemeye de devam ediyoruz bu konuda kararlıyız. Gittiği yere kadar gidecek” diyor. Bizler Bakırköy’de bunu pek göremiyoruz. Yolsuzluk ve yasa dışı işler yapanlarla görevlendirilenlerin yolu “Bakırköy’e ne zaman düşecek” acaba...
Bu arada yıllar önce önemli bir ilin belediye başkanının TV’de söylediği sözlerini hatırlıyorum..
Soruyorlar başkana “Belediyenizde rüşvet alan varmı?” başkan cevap veriyor “rüşvet iki kişi arasında geçen bir olaydır. Olmaması mümkün değildir.” Ardından bir sonu daha geliyor. “Kaçak inşaatları önlemek mümkün değilmidir” Ve başkanın cevabı “Bir belediye başkanının haberi olmadan kaçak inşaat yapmak mümkün dreğildir. Suçu sabit olan bir veya birkaç belediye başkanı hapsi boylarsa bakın bakalım kaçak inşaat yapmaya kimse cesaret edebilirmi. Bu ben olsam daha yapılmalı” diyor.
Bilmem anlatabildi m mi?