ON BİR YÜREK FISILTISI - Birinci Bölüm

Bakü'de Slavyan Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi'nin üçüncü sınıf öğrencileriyle yaptığımız derslerden birinde  çeşitli konular üzerine düşüncelerini yazmalarını istedim.Onları belli bir konu ile sınırlamadım, çünkü içlerinden geldiği gibi yazmalarını istedim.Herkes kendine göre bir yazı hazırladı. Konuların hepsi birbirinden farklıydı.Kimi vatan sevgisinden, kimi özgürlükten, kimisi yalnızca sevgiden söz ediyordu. On bir öğrencimin duygu ve düşüncelerini sizlerle paylaşmalarının ilgi çekeceğini düşünerek onları sizlere sunuyorum.Bu arada 28-29 Nisan tarihlerinde Bakü de Türk Elçiliği tarafından düzenlenen Türkiye'den gelecek Basın Konseyi'nin toplantılarına katılabilecek olmaları öğrencilerimi çok sevindirdi.Bize bu konuda destek olan Sayın büyükelçimiz  Hulusi Kılıç ve Sayın Basın Ateşemiz Bülent   Uğur  beye de teşekkürlerimi sunuyorum.

Samira Veliyeva: Çırpınan Genç
Genç insan.O kim? Her zaman yaşamak, sevmek aleviyle yanan mı yoksa odsuz alevsiz var olan mı? Genç insan.Bir damla sudan deryalar yaratıp çoşmaya hazır olan mı?Bilmiyorum.Bilmiyorum, sen misin yoksa ben mi?Belki başkalarını görmeyen gözlerden kaçan.Belki içinde geçilmez sınırlar yaratan, belki tüm gerçekten uzak kalıp içinde sigara tellendiren genç.Yani bu belkileri yaratan? Yaratırken yanıtsız bırakan? Yine de bilmiyorum.İnsanı varken yok eden,onu tüm insanlara özgü dünyadan çekip kendi dünyasına götürenin ne olduğunu bilmiyorum.Ama arıyorum.Aradıkça gençlik ruhundan, gençlik duygularından biraz da uzaklaşıyorum.Uzaklaştıkça kendimin de yok olduğunu duyumsuyorum.Değişiklik görüntümde değil içimde.Kendimin ne öncesi ne sonu, ne dalgası ne de tufanı var.Ama bilinen öncesinde çağlayan sonunda ise durgun, sakin bir denize dönen mekanın olmasıdır.Sığındığı değil uzaklaştığı bir mekan.Arzulardan, isteklerden uzak, umutların ise her an gözden uzaklaştığı bir mekan.Kimisi için kapalı kimisi içinse açık.Kimisi için çırpınan kimisi için çağlayan.Ama çırpındıkça, çağladıkça yürekte kanatlanmak isteyen arzuları daha çok yaralayan.Öyle uçmaya çalışan yalnız bir kuş.O kuş ki, ne kanadı var uçmaya ne takati var kalkmaya.Ama buna bakmaksızın bana benzemek şimdi durumumda olmak istemiyor.İstemiyor, çünkü o yeniden kanatlanıp yeniden gökyüzünde dönüp yerini bulabilir.Peki, ya ben? Başkaları tarafından kopartılmış, yaralanmış kollarımı kendime birleştirebilecek miyim? Acaba parçalanmış, didilmiş bedenimi tüm olarak izleyebilecek miyim? İzleyeceğim.Bugün mü, yarın mı belli değil.Tek beni benden alan daha kesin söylersek yüreğimin bir bölümünü götüren bellidir.Yalnız bana değil tüm Azerbaycanlılara topraklarının  % 20'sinin Ermenilerin ayakları altına alınması , 1 milyondan fazla kaçkın ve zoraki göçkünün varlığı.Peki, bilinmeyen nedir? Bizim Türk olmamız mı yoksa soyumuz, kökümüz Türk olurken yalnız kalmamız mı?Ben de Türk 'üm, sen de.Bir millet iki devlet diyoruz ne fayda.Ne sesimiz birbirine kavuşur ne elimiz.Ne gözümüz birbirine doğru bakar ne yüzümüz.Yine sabret.Yine sabret, o gün için.Bir yürek de atan bir yürek de durabilen Türk halkını görebilmek için.

Hayal Oruçoğlu: Benim fikrimce...                                                                              "Bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır"

Gençlik genel bir anlayıştır ve herkes onu başka biçimde algılar.İnsanların yaşadığı çevreye , yetiştiği topluma ve subjektif dünya görüşüne bağlı olarak gençliği betimler.Ben de gencim ama ben bu değeri betimlemek de zorluk çekiyorum.Zora düştüğümü gören yazı sırdaşım kalemim,  böyle durumlarda beni kurtarır.Ve kendi mürekkebinde gizlediği gençlik betimlemesini kağıt üzerinde yavaş yavaş söylemeye başlar.Galiba kalemim gençliği olduğu gibi kabul ediyormuş.Ona göre gençlik karanlık duvarların yanıp geçen ışıkları altında kulakları delen müzik tınılarında dans eden gençlerin çılgın eğlencelerinden ya da bedenlerinin bir kısmını açıkta bırakan kızların "Avrupa medeniyeti"ni kendisinde göstermekten ibaretmiş.Hatta gençlik  içki, sigara, kumar vs.. gibi alışkanlıkların varlığından da vaz geçmiyor muymuş.Bu arada o "sigara içmeyip, rakı içmeyen erkek değil" sözünü anımsatmakla kendi mürekkebinde gizlediği duyguları açıklamaya çalışıyordu.Kağıt üzerinde kuruyan kalemin söylediği düşünceler beni hiç de şaşırtmadı.Çünkü o gerçekten başka bir şey söylemiyordu.Böylece ben mürekkebin biteceğini düşünerek düşünce arkadaşım olan kalemi bir yana koyarak kendi düşüncelerim dahilinde ikinci konuya geçeyim Bir halkın elde ettiği en büyük başarı onun bağımsızlığıdır.Her bağımsızlık ise kendinde belli atributlar taşır.Bayrak da bağımsızlık  sembolünün göstergelerinden biridir.Evet, kuşkusuz yazımın bu kısmı örnek gençlik gösreticilerini birleştiren Azerbaycan bayrağı olacak.Genel olarak her halkın bayrağı ülkesinin sembolü olmakla birlikte hem de belli anlamlar içerir.Benim halkımın bayrağında da bu anlamlar var.Azerbaycan bayrağında olan anlamları
açıklamakla birlikte hem de önce söylediğim gençlik göstergelerini kendinde nasıl birleştirdiğini size kanıtlamaya çalışacağım.Mavi renkten başlayarak.Bu renk Türkçülüğün sembolüdür.Benim içinse o yalnızca Türkçülüğü ifade etmiyor.Mavi renk gökyüzünü hatırlatmakla birlikte Türk'ün yenilmez gücünü ve ulaşılmaz azametini gösteriyor.O her zaman Azerbaycan sınırlarında canlarını feda eden oğullarımız şehit edilirken gözünün altına düşen o mavi lekeyi, ebediyet uğrunda yaşamak azmini hatırlatıyor.Böylece her bir genç bu rengin anlamını bilmekle birlikte hem de kendinde Türkçülük değerini yaşatmalıdır..Türk'ün tarihini bilmeli ve kendi vatanseverlik duygularını böyle esaslandırmalıdır.Kırmızı renk ise çağdaşlığı ve demokrasiyi anlatır.Çağdaşlık ve demokrasi .Peki, neden kırmızı? Bu renk , demokrasiye giden yolda akıtılan şehit kanını kendinde temsil eder.Bayrağımızdaki diğer renk ise İslamın göstericisi olan yeşil renktir.

Bayrağımızın daima zirvelerde dalgalanması arzusuyla...

Anar Şamiloğlu: İkili Ben -Benim Vicdanım...Benim Kanunum...
Kendinin karanlık ve aydınlık yanlarını yansıtan güneş ışıkları , sınırlar dahilinde sınırsızlık, gri beton duvarlar, psikolojik sarsıntılar...Ben yalnızım,

herkes bana karşıdır, ben bağlıyım ama insanlardan değil kendi isteklerimden.Bu istek beni boğuyor ve kendisi ile götürüyor.Karşı koymak elimde değil.Bazen kendimden iğreniyorum, kendimden vazgeçmek istiyorum.İntihar tek seçimim oluyor ama yine de zayıfım.Bana yardım etmek isteyenleri ise red ediyorum.Onlar bana yardım etmek yerine beni alçaltmak, gururmu kırmak  istiyorlar  gibi geliyor bana.Sevdiklerim beni daha çok üzüyor.Özgürlüğümü sınırlandırmakla beni  isteğimden uzaklaştıran insanlara karşı nefret uyanıyor ve onların söylediklerinin tam aksini yapmaya çalışıyorum.İnsanı mahva sürükleyen bu isteğin arkasına düşerken ondan hemen ayrılıp geri döneceğimi düşünürdüm ama geriye dönüş yolu yoktu.Bu yolda sen gerçek hayatla bağlantını, onunla insanlık ilişkilerini yitirirsin.Tek bağlı olduğun şey öldürücü hazdır, onunla ilişki aracın ise 3 mega pikselli cansız eşyadır.Dahili kanun saydığım vicdanımı korudum...Ben yalnız değilim, vatanını seven herkes benimledir.Beni buraya getiren yalnız ayaklarım değil hem de yüreğimdir.buraya geri dönmek için değil, ilerlemek için geldim....Gelecek yaşantın  gençliğinde şahsiyetini nasıl biçimlendirdiğine bağlıdır. Unutma senin vicdanın senin kanunundur.

Ayşem Rüstemova: Ona Mutluluk Diliyorum
Sevgi konusunu gençlik sorunu olarak yazmak kolay gelmişti.Çünkü uyuşmazlıklardan, sorunlardan yazmaktan daha kolaydır.Ama kavga dışarıdan kolay görünürmüş.Düşündüğümde sevgiye ait neler bulmadım ki! O kimine göre tatlı bir duygu kimine göre acı hatıra, bir başkası için yalan,      diğeri içi yalnızca hayatın gereği, bazılarının dediği göre akılsızların uydurduğu efsane, bazılarının ise fikrinden atamadığı acısı bile huzur veren, ömür boyu ağrısını yüreklerinde gezdiren bir yara imiş.Herkesin bir sevgi tarihçesi, bir efsanesi var ya da olacak.Bu illaki herkes Leyla Mecnun'a dönüşecek demek değil.İnsan denilen varlık Rabbi'ne, annesine, babasına, yakınlarına hatta herhangi bir çiçeğe, yağmurlu havaya bir sözle istediği bir değere sevgi besleyebilir, onu sevebilir.Ama sevgi içinde biri var ki, onu ondan başka hiçkimse hiçbir şeyle besleyemiyor.Bu duygu hiç tanımadığın yabancı birini sana öyle yakınlaştırır ki, nefesini bile o bu dünya da yaşadığı için alırsın.Seversin onu... Seversin... Seversin...Körü körüne, hiç karşılıksız, nedensiz.Tüm düşüncelerinin bir esası,  tüm teorilerinin bir kanıtı, tüm sorularının bir yanıtı, tüm kuşkularının bir sonu, tüm varlığının bir anlamı olur- o .İsteklerin, ulaşılmazlıklar sana kolay gelir, mucizeler yaratırsın, herşey sana hoş görünür, yüzünden gülücükler oluşur, diline sevgi şarkıları dolanır, gözlerinin içi güler.Herkes seni anlamaz sanırsın, sense herkesi anlarsın, herkesten güçlü olursun.Aslında tüm bu durum onun dudakları arasındaki, dilinin ucundaki tek bir sözcüğe bağlıdır. Öyle değil mi? Evet ona bağlı!   Onu canından çok seversin.Ama ... bu dünyada hiçbir şey sonsuz değil, her şey fani, herkes fani.Sonu gelir.Nedenli nedensiz.Ayrılık- bunda sevgideki tatlı acı saklı... Gözünün yaşını silip hayatına nereden başlayacağını bilmezsin.Sonsuz çölde, açık denizde, yerin bin kat altında yalnız kalırsın. Yardımsız.Gözyaşın, sen bir de anıların...
İçinde bir şeyler kırılır, kopar, neyse kırılır.Herşey griye boyanır, siyaha dönüşür.Neye hüzünlenip üzüleceğini, hangi birine ağlayacağını bilmezsin.Onun yokluğuna mı, geçen günlerin bir daha geri dönmeyeceğine, anıların çokluğuna, yaşam sevgisinin yitmesine mi? Ne olursa olsun, ona mutluluk diliyorum.

İlkin Kasımov: Gençlik Kaygıları
Öyle bir insan yoktur ki, genç olmak istemesin ya da artık geçip gitmiş gençliğini nostaljik duygularla anımsamasın.Gençlik nedir? Gençlik hayatımızın en dinamik, en hızlı ve belki de en çabuk  yok olup giden  devridir.Sanki yalnız bu dönem kendini onaylamak, bir şeye erişmek için ideal zaman kesitidir.Kimine göre geçmişten kalan en tatlı bir anı, kimine göre geleceğe umut kimine göre ise bugünün gerçeğidir gençlik.Bazen:"İnsan ömrünün her devri güzeldir"diyenler bulunur.Ama bu bence artık gençliğini yitirmiş insanların uydurmasından başka birşey değildir.Doğal olarak insan en çok yanlışı da bu dönemde yapar.Sonraları, çok sonraları anlar ya da hiç anlamaz.Gençlik ömrün öyle bir anıdır ki, bir çok durumda insan onu yitirdikten sonra kadrini bilir, özlemini duyar.Gençlik sözü her zaman umut, inanç sözleri ile birlikte kullanılır, ona büyük güç olarak bakılır.Bizim ülkemizde de gençlik toplumun en önemli yerlerinden birine sahiptir.Bugün Azerbaycan gençliği durmadan gelişen, geçmişine bağlı, geleceğe doğru bakan, çağdaş dünyaya ayak uyduran, teknik ve iletişim çağının taleplerine cevap veren, aynı zamanda kendi tarihi, ulusal köklerini de koruyup saklayabilen özelliklere sahiptir....Ben gencim ve geleceğe de umutla bakıyorum.Siz de çalışın, her zaman genç olun.Yoksa...

Elvin Memedov: Kara Ölüm
Sigara, bu mefhum birçokları için zehir, birçokları için merhem, birçokları için eğlence ya da güzel görünmek için araç sayılabilir.Ama tıp dünyasında kanıtlanmıştır ki, sigara sağlığa %100 zararlıdır.Bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda sigaranın insan da en korkulu hastalık olan kanseri, kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğini açıklamalarına karşın sigara içenlerin sayısında pek bir düşüş görünmüyor.Bana göre sigara  stresten kurtulmak için içiliyor.Bir kez içip tadına bakmak istiyorsun.Birkaç defa içtikten sonra sigaraya karşı içinde istek uyandığını görüyorsun.Birçok insan çevresindekilerin etkisinde kalarak sigara içiyor.Bazı gençlerin  ise sigarayı eğlence aracı olarak ve karizmatik görünmek için içtiklerine tanık oldum.Sigara kullananların hepsi zararlı olduğunu biliyor ama ondan kurtulamıyorlarAnne adaylarında bile sigara içme oranının yükseldiği görülüyor.Üstelik daha doğmamış çocuk bile bu yüzden zarar görüyor..Dünyanın pek çok ülkesinde umumi yerlerde sigara yasağı konması iyi bir gelişme olmasına karşın sigara gibi sağlığa zararlı ürünleri ortadan yok etmek ne yazık ki mümkün değil.İnsan evladının kökünü kurutmaya yönelik sigara ve uyuşturucu maddelerinin önünü kesmek yalnızca insanların kendi iradesine bağlı.